Friday, April 23, 2010
Friday, April 23, 2010
Sakkara'dan sonra Zizou bizi “Mısır Müzesi”ne götürdü. Mısır Müzesi şehrin tam merkezinde, güzel bir bahçenin içinde iki katlı büyük bir binadan oluşan müzenin içine fotoğraf makinesi ve kamera sokmak yasak. Müze bahçesindeki emanete bırakmanız gerekiyor eşyalarınızı. Her ne kadar çok güvenli gözükmese de, müze çıkışı eşyalarımızı eksiksiz teslim aldık.
Müzeye giriş 60 LE (16,8 TL ) Mısır Müzesi çok büyük ve o kadar çok şey var ki sergilenen, insan saatler geçirebilir tek tek hepsini incelese. Bizim zamanımız kısıtlı olduğu için hızlı bir tur attık müzede.
Müzedeki en önemli kısımlardan birisi “Tutankhamon'un hazineleri”nin sergilendiği kısım. Eski Mısır'da ölümden sonra yaşama inanıldığı için, ölen kişinin tüm değerli eşyaları kendisiyle birlikte geniş bir mezar odasına konulurmuş. Tutankhamon'un 1700 adet parçadan oluşan hazinesi de, firavunun hayattayken kullandığı ve ihtiyacı olan tüm eşyaları kapsıyor neredeyse. Genç yaşta hükümdar olan ve henüz 20 yaşına bile gelmeden hayata gözlerini yuman Tutankhamon eski Mısır için çok önemli bir hükümdar olmasa da, onu diğer firavunlardan ayıran önemli bir özelliği var: mezarı hiçbir soyguna uğramayan ve tüm hazinesi günümüze kadar ulaşan tek firavun Tutankhamon. Hazineledeki en önemli parça ise, "altın mask" olsa gerek..
Müzedeki diğer önemli kısım ise “Firavun Mumyaları Salonu”. Bu kısmı gezebilmek için 100 LE daha vermek gerekiyor. İki salonda sergilenen mumyalar gerçekten oldukça ilginç ve etkileyici. Ölümden sonra sonsuz yaşama inanan eski Mısırlı'lar, ölenlerin ruhları bedenlerinde yaşamaya devam edebilsin diye, ölen kişinin cesedini mumyalayarak çürümekten korurlarmış. Ceset kurutulduktan sonra kefene sarılır ve resimlerle süslenmiş tahta tabuta konurmuş. Firavun Mumyaları Salonu'nda, I. Seti, II. Ramses gibi üne sahip firavunların mumyalarını görmek insanda şaşkınlık yaratıyor, saçları bile aynen duruyor. Camekanların içinde hareketsiz yatan mumyaların 3000 yıldan önce ölmüş olduğunu düşünmek ise şaşkınlığı daha da arttırıyor.
Mısır Müzesi'nden sonra sıradaki durağımızı “Cairo Tower” olarak planlamıştık. Kahire kulesi 185 m. yüksekliğinde ve Nil ve şehrin manzarasına bir de bu kuleden bakmak istemiştik ancak, yukarıya çıkış için uzun bir kuyruk vardı ve bizim malesef vaktimiz yoktu. Bu nedenle biraz etrafta göz gezdirdikten sonra sırayı beklememeye karar verdik.
Taksi şoförümüz Zizou bize, eğer istersek Nil'de akşam yemekli bir tekne turu ayarlayabileceğini söylemişti. Biz de bu fikri beğendik ve kabul ettik. Kahire kulesindeki kısa maceramızdan sonra sıra Nil'de akşam yemeğine gelmişti.
www.homemadetravels.com