Basamaklı piramit olarak da bilinen bu piramit, İÖ 27. yy'da firavun Coser için mimar İmhotep tarafından yapılmış. O döneme kadar firavun mezarları mastaba olarak adlandırılan, mezarın hemen üstüne kurulan tepesi düz bir odacıktan oluşurken, firavun Coser için yapılan mezar, giderek küçülen 6 mastabanın üstüste koyularak yapılmasıyla  basamaklı bir piramide dönüşmüş ve böylece ilk piramit inşa edilmiş.

 

Sakkara'da Gize Platosu gibi bir açık hava müzesi sanki, kademeli piramit dışında başka piramitler, tapınaklar yer alıyor bölgede bir kısmı kumların altında kalmış olsa da bir kısmı halen yüzeyde. Gize ile karşılaştırıldığında giriş çıkışı daha düzenli ancak tabii ki Gize Piramitleri'nin görkemi yok burada. Yine de ilk inşaa edilen piramidi görmeye değer olduğunu düşünüyorum.

Burada bahsetmek istediğim birşey daha var, ana yoldan Sakkara'ya doğru gelirken, palmiye ağaçlarından oluşan yemyeşil koruların arasından geçiyorsunuz sonra ise aniden çöl başlıyor. Nil'in bereketinin geldiği alanlar yemyeşil iken coğrafyanın birden sapsarıya dönmesi gerçekten ilginç geldi bize.

 

Dönüş yolunda, Zizou bize yemek için yol üstünde bir lokantaya götürebileceğini söylüyor. Açık büfe ve şiş kebap varmış menüde. Biz de açıktığımız için bu teklife olumlu baktık ve yemek için Prince Resort adında, sağda resmini gördüğünüz, bahçe içinde bir restoranda mola verdik. Yemek için kişi başı 60 LE (16,2 TL), cola için 6 LE (1,62 TL), kahve için de 6 LE (1,62 TL) yani toplamda bahşiş ile birlikte 150 LE(40,5 TL) ödeyerek karnımızı doyurduk. Açık büfedeki salata ve meze çeşitleri her ne kadar çok lezzetli olmasa da yine de aç kalmadık.

Yemekten sonra sıra şehir merkezinde ve merkezdeki Mısır Müzesi'nde..

www.homemadetravels.com

www.homemadetravels.com